İntifa  

Go Back   İntifa > İslam Sayfası ( Güzel İslam ) > İslami Kategori > .·[ İslam Ansiklopedisi ]·.

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 07-11-2010, 08:13 AM   #1
intifa
Yönetici
 
intifa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 2.370
Tesekkür: 181
207 Mesajina 265 Tesekkür Aldi
intifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond repute
Standart Ahir Zaman Hadisleri , Soru ve Cevapları ile

Ahirzaman fitneleri nasıl ortaya çıkacak ve bu fitnelere karşı kendimizi nasıl koruyacağız?

Bir mümin olarak asr-ı saadette hangi ibadetler yapılıyor, hangi yasaklardan kaçınılıyor idiyse, aynı yolu takip etmek esastır. Ahirzamanda öncelikli bazı konuları şöyle sırlayabiliriz:

Ahirzamanda en tehlikeye giren husus iman esaslarıdır. Bunları öğrenmeye azamî çaba göstermek gerekir. Deccallerin en büyük tahribatı, doğrudan Kur’an’a ve iman esaslarına yöneliktir. Allah’ın inkârı, haşrin inkârı deccalizmin, süfyanizmin temel felsefisidir. O halde en öncelikli husus başta tevhit ve ahiret inancı olmak üzere iman esasları üzerinde yoğunlaşmak, -anadan, babadan gelen bir taklitle değil-, ilmî araştırmayla tahkik mesleğini esas alarak tahkikî imanı elde etmeye çalışmak gerekir.

Bir hadis-i şerifte “Deccale karşı İhlas suresinin okunması” tavsiye edilmiştir. Bu hadisten anlaşılıyor ki, ahir zaman fitnesinde en fazla ihtiyaç duyulan husus Allah’ın birliğine imandır. İhlas suresinin okunmasından maksat, onun ders verdiği tevhit akidesini pekiştirmektir.

Ahir zaman fitnesi demek, İslam’ın ön gördüğü tevhit ve istikametin bozulması demektir.

Bediüzzaman Said Nursi, tevhit akidesinin temel referansı İhlas suresi olduğunu söyler.Nitekim, Anglikan kilisesinin “Kur’an fikir ve hayata ne vermiş?” şeklindeki sorusuna karşılık “Fikre tevhid, hayata istikamet vermiştir. Buna dair şahidim: “Kul huvellahu ehad” suresi ile “festakim kema ümirte=Emr olunduğun şekilde istikametini belirle!” ayetidir” diyerek cevap vermiştir(bk. Sözle-Envar- s. 746).

Ayrıca Deccalın şerrinden korunma noktasında, “Kehf Sûresini okuyan Deccal'ın fitnesinden korunmuş olur”( Ebû Davud, Melahim 14) rivayeti yanında “son âyetlerini okuyan,”( Müsned, 2/446) “ilk on âyetini ezberleyen korunmuş olur”(Müsned, 2:449) şeklinde rivayetler de vardır.

Acaba bu sûrenin okunmasında ne gibi hikmetler olabilir?

Bu sûrede Cenab-ı Hak, zât ve sıfatlarıyla tanıtılmakta, Onun yardımıyla Ashab-ı Kehf'in, zamanın zâlim hükümdarı Dakyanus'un şerrinden kurtuluşları anlatılmaktadır. Deccal'ın şerrinden de yine Cenab-ı Hakkın inayetiyle kurtulunabilir. İşte bu sûre mü'minlere bu güvenceyi vermektedir. Bu sûrenin Resûlullah zamanından beri Cuma günleri camilerde okunmasının önemli bir hikmeti de Deccalın şerrinden Allah'a sığınmak içindir.

Muhammed el-Hicazî (öl. 1625), Deccalın fitnesine karşı Kehf Sûresini okuma tavsiyesini değerlendirirken, ona ancak Kur'ânla karşı çıkılabileceğini söyler ve sırrını şöyle açıklar: "Deccala karşı kuvvetli olan Kur'ân ile kuvvetlidir."(bk. el-Hıcazî, Sevâü's-Sırat (Mısır: Daru’l-Kütübi’l-Mısriyye, Gaybiyat Teymür, nr. 26), vr. 251, 268)

Kur’ân’ı iyi bilen, kalb ve aklını onun kutsî hakikatleriyle dolduran kişiye Deccalın hile, şüphe ve vesveselerinin hiçbir etkisi olamaz.

Dinî ilimlerle fen bilimlerini birlikte okumak, asrın durumunu müşahedeye çalışmak önemlidir. Çünkü, ahirzaman fitnesinin en önemli sıkıntılarından biri de cehalettir. Bu devirde bir yandan fen ilmini bilmedikleri için mekteplileri tekfir eden bağnaz medrese softaları, bir yandan da dinî ilimlerden habersiz olduklarından medrese alimlerini cehaletle suçlayan mektep bağnazları cehalet kaynağı durumundadır. Özellikle bu iki cehalet de ilim örtüsüne bürünmüş bir cehl-i mürekkep konumunda olduğu için izalesi de oldukça zordur.

Her zaman kötülükten sakınmak iyilik yapmaktan daha önce gelir. Şu ahirzamanda ise, bu husus daha da önem arz etmektedir. Çünkü, devir kötülük çarkı gibi dönmektedir. Bu sebeple, maddî eylemlerden mutlaka uzak durmak gerekir. Bu tür örgütlerden fersah, fersah uzaklaşmak lazımdır.


Hadislerde Ahirzamanın dehşetli fitnelerinden haber verilmiştir.

Ebu Hureyre’den (ra.) rivayet edildiğine göre Resulullah ümmetin sefih gençlerine dikkat çekerek “Ümmetimin helaki sefih gençler eliyle olacaktır.” (1) buyurmuştu. “İçimizde salihler (dindarlar) olduğu halde helak olur muyuz?” sorusuna “kötülükler çok olunca” diye cevap vermişti(2). Yine Medine’de sahabelerine “Ben şüphesiz evlerinizin içine yağmur gibi girecek fitneler görüyorum” (3) buyurmuştu. Bir hadis-i şeriflerinde de, “Zaman yavaş yavaş yaklaşıyor. Amel azalacak, (kalplere) cimrilik atılacak, fitne hakim olacak. Ölümler artacak” buyurarak gittikçe ümmette bozulmaların olacağını haber vermişti. (4)

Bir başka Hadis-i Şerif de, “Şu önümüzdeki günlerde cehalet iner, o zaman din ilmi kaldırılır. Hem o zaman ölümler çoğalır” haberi verilmişti. (5)

Ashabtan Enes b. Malike gelip, Emevi valisi Haccac b. Zalim’den şikayet edenlere o: “Sabrediniz, üzerinize gelen zaman ancak kendisinden daha kötü (olarak) gelecek: Rabbinize kavuşuncaya kadar. Ben bunu Nebiniz (asm.) den duydum” buyurmuştu(6). Resulullah (asm.) in sırdaşı olan Huzeyfe b. el-Yeman (ra.) bir gün kendisine ulaşmasından korktuğu şer konusunda Resulullaha şöyle demişti:

Ey Allah’ın Resulü, mutlaka bizler (islamdan önce) cahiliyyede şerler içinde idik. Derken Allah bize hayrı getirdi. Acaba bu hayırdan (menfeatten, güzellikten) sonra kötülükler var mı? Bunun üzerine Allah Resulü “evet” buyurdu. O: “Peki bu şerden sonra hayırdan bir şey var mı? “Resulullah (yine) “evet” buyurdu...
“(Hadis-i şerifte Resulullah (asm.) yine şerlerden söz etti.) sonunda Huzeyfe (ra.) yine sordu: “Bu şerlerden sonra da hayır var mı?” Resulullah (asm.) “Evet” buyurdu. “(Bir kısım) çağırıcılar cehennem kapılarına çağıracaklar, kendilerine icabet eden oraya yönelecektir. Onu oraya atacaklar
” (7).

Bunun üzerine ben: “Onları bize tarif eder misin?” dedim. Resulullah: “Onlar sizin aşiretinizden, içinizdendir. Sizin dilinizle konuşurlar” dedi. (Yine) ben: “Bu zamana ulaşırsam bana ne yapmamı emredersin?”dedim. Resulullah şöyle buyurdu. “Müslümanların cemaatine ve onların imamına (önderine) uy ve bunlardan ayrılma” Bunun üzerine: “Onların cemaati ve önderi yoksa?” dedim. “O zaman cemaati ve imamı olmayan fırkaların hepsinden ayrıl, şayet bir ağacın köküne (kovuğuna) sığınabilirsen, ölüm sana yetişinceye kadar bu hal üzere ol.” (8)

Burada Resulullah yine ümmetinin gittikçe bozulacağını, fakat Cahiliyye Çağından sonra İslamın geldiği gibi, her şerrin arkasından hayrın geleceğini belirtmiş, bozulmanın, çürümenin içten olacağını da ihbar etmiştir. Bozulanlar müslümanlar içinden, onların kavim, kabile ve toplumundan olacaktır. O zamanlar müslümanların da cemaatleri ve bunların önderleri olacak, bunlar bozulmaya, fesada karşı mücadele edeceklerdir. Durum daha kötüye gider de müslüman kendisine yol gösterici bir imam (önder, lider) bulamaz, cemaat ve imam olmazsa, Resulullah böyle bir zamanda toplum içinde olmamayı, bozulan topluma karışmamayı tavsiye etmektedir.

Bir başka hadis-i şerifte de: (Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre) Resulullah (asm.) “Yakında büyük fitneler olacak o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekan bulursa ona sığınsın” buyurarak(9) aynı konuya parmak basmıştır.

Cahiliye çağındaki açık saçıklığın, ümmetin sonunda da olacağını belirten Resulullah, bir gün Medine’de sabah namazı vaktinde korkarak heyecanla uyanmış: “Dünyada nice giyinmiş kadınlar vardır. Ahirette çıplaktırlar” (10) buyurmuştur. Böylece Resulullah dünyanın sonunda ve ümmetin sonlarında, İslam kadınlarının dünyada giyinik oldukları halde, İslamî tarzda giyinmedikleri, bazı yerlerini açtıkları, şeffaf ve dar giyindikleri için ahiret nokta-i nazarından açık olduklarını ve açıklıklarının cezasını göreceklerini belirtmiştir.

Yine, “Benden sonra kimisi kimisinin boynunu vuran kafirler olarak dinden dönmeyin” (11) buyurarak, kendinden sonra cahiliye çağı gelenek ve göreneklerine, içki, kumar, faiz, puta tapma, fısk ve büyük günahlara dönmemeyi emrettiği gibi, dinden geri dönme hususunda da ümmeti uyarmış, islam cemiyetlerinde irtidadların (dinden dönmelerin) olacağına da işaret etmiştir.

Yine, fitnelerin Hz. Ömer zamanından sonra başlayacağını da Huzayfe’ye (ra.) bildirmiş, Hz. Ömer’in (ra.) fitnenin ortaya çıkmasını engelleyen bir kapı olduğunu ifade etmiştir. (12)

Resulullah (asm.) ayrıca fitnenin doğudan çıkacağını, deniz dalgaları gibi dalgalanıp ortalığa hakim olacağınıda belirtmiştir(13). Hatta zamanın değişmesi ile insan şekilli putlara tapılacağını da haber vermiştir. (14) Ümmet içinde ye’cüc, me’cûc ve Deccal’ın çıkacağındanda söz eden Resulullah (asm.) (15) zaman geçtikten sonra, güvenilirliğin insanlardan alınacağını, insanların gittikçe kötüleşeceğini, geriye kötü halli insanlar kalacağını (Husale-i nas) belirtmiştir. Husale, herşeyin kötüsü hakkında kullanılır. Meselâ buğdayın, hurmanın kötüsüne ‘husale” denildiği gibi, insanların şerlilerine, alçaklarına da böyle denir. Nitekim Buhari’de nakledilen bir hadis-i şerifte: Mirdas b. Eslemi şöyle rivayet eder:

İyiler birer birer önceden gider. Geride arpa veya hurmanın husalesi (döküntüsü, kötüsü) kaldığı gibi husaleler kalır da Allah Onlara hiç kıymet vermez.” (16)

Bir hadis-i şerifte ise, ahir zamanda, kişiyi kardeşinden ve babasından ayıracak fitneler çıkacağı haber verilmektedir;

İlerde büyük fitneler olacak, kişi o fitnelerde kardeşinden ve babasından ayrılacak. (O zaman) fitneler erkeklerin kalplerinde kıyamete kadar yayılacak. Hatta O fitne zamanında bir kimse, zinakar kadının zinasıyla ayıplandığı gibi, Allah’ın emirlerine uymasından dolayı (17) ayıplanacak.” (18)

Rasulullah’ın (SAV) bu haberine göre, kıyamete kadar devam edecek şiddetli fitnelerde, özellikle ahir zamanda gelecek fitnede, kişi düşünce, fikriyat, hayatı anlama ve yorumlama, hatta din edinme hususunda kardeşinden ve babasından farklı olacak. İki kardeş, baba ile oğul bu hususta aynı değerleri paylaşmayacak. Çünkü O zaman fitne çok yaygın hale gelecek, kişiler ailelerinden, ana babalarından kopup, başka kaynaklardan etkilenecekler. Çok uzaklarda ortaya çıkan yanlış bir fikir, gönülden gönüle, zihinden zihine, dilden dile yazı ile veya başka yollardan hemen yayılacak. Fitne kuş gibi kalpten kalbe uçacak, zihinlerde yuvalanacak. Elbette böyle kritik ve tehlikeli zamanlarda İslâm’ı yaşamak, benimsemek, onu dosdoğru şekilde hayatı boyunca devam ettirmek, güç olduğu kadar da sevaplı olacaktır.


İlave bilgi için tıklayınız:

Hadis-i şerifte, "Yakında büyük fitneler olacak o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar." buyuruluyor. Bu fitnelerine karşı alınacak tedbirler nelerdir?



Kaynaklar:
1. Sahihu’l-Buhari, VIII, 88; Sunenu İbn-i Mace II, 1331 (no: 4015)
2. Sahihu’l-Buhari, VIII, 88; Sunenu İbn-i Mace II, 1305 (no: 3954)
3. Sahihu’l-Buhari, VIII, 89.
4. Sahihu’l-Buhari, VIII, 89.
5. Sahihu’l-Buhari, VIII, 89.
6. Sahihu’l-Buhari, VIII, 90.
7. Burada alma manasına kazf kelimesi kullanılmıştır.
8. Sahihu’l-Buhari VIII, 93; Sunenu İbn-i Mace II, 1317 (no: 3979).
9. Sahihu’l-Buhari VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; Sunenu İbn-i Mace, II, 3961.
10. Sahihu’l-Buhari VIII, 90; Sunenu İbn-i Mace II, 1326 (Tabahtur ve kadınların süslenmesi).
11. Sahihu’l-Buhari VIII, 91.
12. Sahihu’l-Buhari, VIII, 93; Sunenu İbn-i Mace II, 1306 (no: 3956)
13. Sahihu’l-Buhari, VIII, 95.
14. Sahihu’l-Buhari, VIII, 100.
15. Sahihu’l-Buhari, VIII, 101-104.
16. Riyazu’s-Salihin s. 171 (370. bab. 1825. hadis. Buhariden); Sunenu İbn-i Mace II, 1307 (no: 3957, 1340) (no: 4038 Hurmanın kapcığından ayıklandığı gibi iyiler gittiği zaman) ayrıca bk. II, 1342 (no: 4043).
17. el-Müfredat s. 61. Bela, imtihan, sıkıntı, mihnet, meşakkat manalarına gelmektedir.
18. Gümüşhanevi, Ahmed Ziyaüddin, Ramûzul-Ehadis, terc. Naim Erdoğan, İstanbul ty. s. 298-3715 nolu hadis (Nuaym fiten, Tabarani Evsattan); Ayrıca bk. İbn-ü Mace, Muhammed b. Yezid. Sunenu İbn-i Mace I-II, İstanbul ty. II, s. 1306, 1317, 1333 İlerde Gelecek Fitnelerle İlgili Hadis Kitaplarının özellikle “Kitabu’l-Fiten” bölümlerinde birçok hadis-i şerife rastlamak mümkündür.

__________________


Kalp kırılmaz Nefs kırılır,Kalp Allah'ın Nazargâhıdır.




Ne Mühendis,ne Müderris,nede Hekim isterler "Yevme Layenfeu"da Kalb-i Selim" İsterler.



Forum Kurallarımız (Lütfen Okuyunuz )
intifa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-11-2010, 08:14 AM   #2
intifa
Yönetici
 
intifa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 2.370
Tesekkür: 181
207 Mesajina 265 Tesekkür Aldi
intifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond repute
Standart

Kıyamet neden gizli tutulmuştur?


Semavi dinlerin mühim bir esası olan kıyamet hakkında Kur'an-ı Kerimde ve hadis-i şeriflerde geniş izahlar vardır. Bu izahlarda kıyametin çok yakın olduğu ve o günün dehşeti ifade edilerek insanların hazırlıklı olması teşvik edilmektedir.

Enes bin Malik'in rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir gün, “Ben ve kıyamet günü şu iki parmak gibi yaratıldık” buyurmuş ve işaret parmağı ile orta parmağını birbirine bitiştirmiştir. (1)

Peygamberimiz bu sözleriyle kıyametin çok yakın bir zamanda meydana gelebileceğine işaret ediyordu. Kur'an-ı Kerimde “Kıyamet yakındır” buyurulması ve Peygamber Efendimizin kıyametin çok yakın zamanda kopacağını bahsetmesi 1400 sene geçtiği halde vuku bulmamış olması akla bir şüphe getirmemelidir. Çünkü kıyamet dünyanın eceli ile ilgili bir meseledir. “Dünyanın ömrüne nisbeten bin veya iki bin sene, bir seneye nisbetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Saat-i Kıyamet yalnız insaniyetin eceli değil ki, onun ömrüne nisbet edilip baid (akıldan uzak) görülsün.”(2)

Ayet ve hadislerde Kıyametin tam zamanı bildirilmemekle beraber Peygamberimiz (a.s.m.) onun vaktine yakın zamanda meydana gelecek bazı hadiselerden ve alametlerden bahsederek, mü'minleri devamlı uyanık tutmaya ve hazırlıklı bulunmaya teşvik etmiştir.

Kıyametin kopmasının gizli tutulmasının sebep ve hikmetlerine gelince;

Bunun pek çok hikmetleri vardır. Nasıl ki, insana öleceği zaman bildirilmiş olsaydı, hayatının yarısını iman ve İslam şuurundan mahrum olarak tam bir gafletle yaşayacak, yarıdan sonra ise adım adım darağacına giden bir idam mahkumu gibi ölümünü bekleyerek müthiş bir ıztırap duyacak ve azap çekecekti.

Musibet ve felaketlerin insanoğlu için gizli kalmasında da aynı hikmet vardır. Çünkü vakti belli olan bir felaketi beklemek o musibeti yaşamaktan daha fazla ıztırap ve işkence verecektir.

İşte bunun gibi pek çok hikmetler için kıyametin vakti insanlar için gizli kılınmıştır.

Her insan için ecel ne ise bütün bir insanlık için de kıyamet odur. Şualar'da Bediüzzaman bu mevzu ile ilgili olarak şu mealde izahlara yer verir:

Dünyanın eceli ve ölümü olan kıyametin vakti belli olmuş olsaydı, ilk ve orta çağda yaşayan insanlar ahiret düşüncesinden habersiz bir şekilde gaflet içinde yaşamış olacaklardı. Ve son çağın insanları da Kıyamet vaktini beklemenin dehşeti içinde dünya hayatının huzurunu ve lezzetini alamayacaklardı.

Şayet Kıyamet vakti belli olmuş olsaydı, bir kısım iman hakikatleri apaçık bir şekilde ortaya çıkacak, herkes ister istemez tasdik edecek; netice olarak da teklif, imtihan ve iman sırrı kaybolacaktı. İşte bunun gibi pek çok maslahatlar için, Kıyametin vakti gizli kalmış ve herkes, her dakikada hem ecelini, hem de hayatının devamını düşünebilmiştir. Böylece ne dünya hayatı, ne de ahiret ihmal edilmemiştir. (3)

Kıyamet gününün gizli kalışı, Kıyametin kopuşuna kadar devam edecektir. Ne zaman ki, güneş doğu yerine batıdan doğacak, artık insanlar için imtihan meydanı ve tevbe kapısı kapanacak, herkes Kıyametin kopacağına yakinen inanacaktır. Ancak o vakitten sonra yapılacak pişmanlık ve edilen iman da fayda vermeyecektir.

Kaynaklar
1. Müslim, Fiten:135.
2. Sözler, s. 318
3. Şualar, s. 488.
__________________


Kalp kırılmaz Nefs kırılır,Kalp Allah'ın Nazargâhıdır.




Ne Mühendis,ne Müderris,nede Hekim isterler "Yevme Layenfeu"da Kalb-i Selim" İsterler.



Forum Kurallarımız (Lütfen Okuyunuz )
intifa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-11-2010, 08:15 AM   #3
intifa
Yönetici
 
intifa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 2.370
Tesekkür: 181
207 Mesajina 265 Tesekkür Aldi
intifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond repute
Standart “Kişi sabah mümin akşam kafir olacak” hadisi nasıl anlaşılmalıdır?

“Kişi sabah mümin akşam kafir olacak” hadisi nasıl anlaşılmalıdır?


“İlerde bir fitne olacak. O fitne içinde kişi mümin olarak sabahlayacak, kafir olarak akşamlayabilecek. Ancak Allah’ın ilimle kalbini dirilttiği kimseler hariç.” (1)

Bu hadis-i şerif fitne ile ilgili hadis-i şerifleri

kuvvetlendirmektedir. Burada da fitnenin, bozulmanın yaygın bir hal olacağı anlatılır. Müslüman bir cemiyette sabahleyin Müslüman olarak uyanan, evinden çıkan bir kimse, toplumdan, arkadaşlarından, yayın organlarından veya başka mihraklardan aldığı tesirle, sabah mümin evinden çıktığı halde akşam, bir şüphe, bir söz veya bir başka sebeple evine kafir dönebilecektir. Burada en önemli faktör, kişinin dinini bilmemesi olarak görülmektedir. Çünkü Allah’ın, kalbini İslam bilgisi ile, iman hakikatleri ile dirilttiği kimse bu duruma düşmekten korunabilecektir. Bu durumda fitne ve bozulma devrinde, toplumda İslamı bilenlerin azalacağı, İslamî bilginin kifayetsiz olacağı, İslamı muhtaçlara ulaştırmanın güçleşeceği hususları akla gelmektedir.

Başka bir rivayette Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Adem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil)" (2)

Ebu Davud, "koşandan" kelimesinden sonra şu ziyadeyi kaydetmiştir: "Yanındakiler, "Bize ne emredersiniz (ey Allah'ın Resulü)?" dediler. "Evinizin demirbaşları olun!" buyurdu."

1- Resûlullah, kıyamete yakın çıkacak fitnelerin dehşetini belirtmek için, zifirî karanlık gecenin parçalarına benzetmiştir. Yani peşpeşe fitneler olacak, her biri, gece parçası gibi karanlık, yani doğruyanlış, haklıhaksız, isabetlihatalı vs. şekilde tefrik etmek imkanı tanımayacak, son derece dehşetli olacak demektir. Bu teşbihten maksat fitnenin büyüklüğünü ifadedir.

2- Hz. Adem'in iki oğlundan hayırlısı Hz. Habil'dir. Kardeşi Kabil onu öldürmek istediği vakit ayet-i kerimenin ifadesiyle kardeşine: "Sen beni öldürmek için elini bana kaldırsan da , ben seni öldürmek için elimi sana kaldırmayacağım" (Maide 28) demiştir. Bu ayette, Cenab-ı Hakk fitne sırasında Müslümanların takip edeceği siyaseti vaz' etmiş olmaktadır: "Fitneden kaçmak, öldürmektense ölmeyi tercih etmek." İslam'da bunun ilk örneğini Hz. Osman (radıyallahu anh)'ın verdiği belirtilir: O fitnenin büyümemesi için öldürmeyi değil, öldürülmeyi tercih etmiştir.

3- Evin demirbaşı olmaktan maksad, evden ayrılmamak, dışarı çıkıp fitneye bulaşmamaktır. Nasıl ki demirbaş denen halı, kilim gibi bir kısım eşyalar devamlı evde kalırlar; fitne sırasında da o eşyalardan biri gibi olmak yani evden dışarı çıkmamak tavsiye edilmiştir. Bundan da maksad, fitneye katılmamaktır.

Özetleyecek olursak, bidatlar ve dalaletler, müslümanları kuşatmışken, takva ehli dindar kimselerin islamın hükümlerine ve sünnete uymaları, onlara çok büyük sevaplar kazandıracaktır. Çünkü o zamanda imanı muhafaza edebilmek bile, büyük bir iştir.

Kaynaklar:
1. Ramûzu’l-Ehadis s. 299, 3722 hadis. (Tabarani Kebirden, İbn-i Mace’den, Deylemi Ebi Umame’den), en-Nevevi, Ebû Zekeriyya Yahya b. Şeref, Riyazüs-Salihin, Terc. Emre, Mehmed, İstanbul 1974, s. 99 87. hadis; Sunenu İbn-i Mace, II, 1305, 1310 (3954, 3961) hadisler.
2. Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizî, Fiten 33, (2205)
__________________


Kalp kırılmaz Nefs kırılır,Kalp Allah'ın Nazargâhıdır.




Ne Mühendis,ne Müderris,nede Hekim isterler "Yevme Layenfeu"da Kalb-i Selim" İsterler.



Forum Kurallarımız (Lütfen Okuyunuz )
intifa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-11-2010, 08:16 AM   #4
intifa
Yönetici
 
intifa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 2.370
Tesekkür: 181
207 Mesajina 265 Tesekkür Aldi
intifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond repute
Standart Peygamber Efendimizin, “İslam garip başladı, başladığı gibi (bir hale) dönecektir. Ne

Peygamber Efendimizin, “İslam garip başladı, başladığı gibi (bir hale) dönecektir. Ne mutlu gariplere!” hadisini izah eder misiniz?



İslam garip başladı, başladığı gibi (bir hale) dönecektir. Ne mutlu gariplere!” (1)


“Garib” uzak olan demektir. Güneş, bizden uzaklaşıp kaybolduğu için “güneş gurub etti” denilir. Gurbet, vatandan uzaklaşmaktır. Gurubda, kaybolma, gitme, bir köşeye çekilme vardır. Anlaşılmayan söze, anlayıştan uzak olduğu için “garib” denir.(2)

“Garib” kendi cemaatı, kavmi arasında olmayan, kendi beldesinde bulunmayan kimsedir. İlk müslümanlar kendi vatanlarında, kendi kavimleri arasında görünseler de gariptiler. Küfürle iman, akla kara, görmekle körlük(3), bilmekle cehalet kadar zıt ve uzaktı. Bu sebepten onlarla diğerleri arasında mekana bağlı olmayan bir uzaklık, hatta zıtlık sözkonusu idi.

Alimler, cahil çoğunluk yanında gariptirler(4), Az olan müminler, çok müşrik arasında gariptirler. Kötülerin ve şerlerin çokluğu yanında hayırlar ve hayırlılar az olunca garip olurlar. Fıskın, isyanların, büyük günahların içinde takva, amel-i salih gariptir.

Böyle kötü bir çevrede ve zamanda, iman ve salih amelin önemi pek büyüktür. İçinde yaşanılan çevrede, fısk, büyük günahlar, şer ve isyanlar ne kadar çoksa, orada barınabilen müminin, imanın, salih amelin, takvanın değeri o derece artmaktadır. İslam ve iman ilminin kalktığı, (5) müminin, müslümanın olmadığı veya çok az olduğu bir toplumda “garib” olmak, amellerin sevaplarını olabildiğince arttıracaktır. Müminin zelil, hakir edildiği, facirin yüksek tutulduğu, fıskın çok olduğu bir toplumda, imanın ve amellerin keyfiyeti çok büyüktür. Orada, din gariptir, müminler gariptirler.

Bu hadis-i şerife göre:
a) İslam garip başlamıştır. Başlangıcı tarih kitaplarında anlatılır. Bu işi ilk başlatanlar da bu bakımdan gariplerdir.
b) Sonra İslam, deniz dalgaları gibi zuhur etmiş(6), hak, iman, ahkam-ı ilahi galib olmuştur. Bir zaman gelecek, İslam ilk başladığı duruma dönecek, anlaşılamamasından ve hükümlerinin toplumda hakim olmamasından dolayı toplumda garip düşecektir.

Çoğu insanda bu menfi halin bulunması, bidatların ve cahiliye zihniyetinin toplumda yer etmesi ile toplumda genel bir bozulma olacaktır. Artık ilk garipler dönemi gibi son garipler dönemi de başlamıştır. İslamın başlangıcında müşrikler tarafından ashaba reva görülen şeyler; tahkirler, terziller, küçümsemeler, hafife almalar bu dönemde d ekendini gösterecektir. Toplumda onlara hayat hakkı tanımama, onların inançlarını, fikirlerini ve hayat anlayışlarını ortadan kaldırma yoluna gidilecektir.

İlk gariplerin yaşadığı cemiyette, günahlar, isyanlar, fısk nasıl diz boyu ise, bu ikinci dönemde de adı müslüman olan bir toplumda günahkarların, fasıkların, kötülerin zihniyeti hakim olacaktır.

Yine ilk devirde olduğu gibi bu menfi çevrede bozulan ümmet içinde, az olan bir takım garipler bulunur. Onlar çoğunluğu teşkil edenler karşısında azlık olmalarına rağmen imanlarına yapışırlar, çoğunluğun akıp gittiği mecradan farklı bir yönde yürürler, kafa yapıları, hayata bakışları, anlayışları diğerlerine uymaz. Sanki o toplumun insanı değillerdir. Kendilerine yapılan her türlü işkenceye sabrederler, zaten karşı koymaya güçleri de yoktur. Maddi mağlubiyet ve mahkumiyetlerine rağmen, manen kuvvetlidirler. Dinlerine sıkı bir şekilde yapışırlar. İnançlarından ve yaşayışlarından taviz vermezler. İşte bunlar ümmetin sonunda gelen “Ğuraba” dır.

Son gariplerin yaşadığı bozulmuş cemiyetlerinde ne gibi kötü haller zuhur edeceğini Resulullah (SAV) hadis kitaplarının fitne ile ilgili bölümlerinde anlatmış, ümmetini önceden uyarmıştır. Onun için sahabelerin ilk devirde dinlerinde fitnelendikleri gibi ümmetin sonlarında da fitne pek büyük bir rol oynayacaktır.

Son Gariplerin zamanı da ilk gariplerin zamanı gibi pek şiddetli, tehlikeli, fitneli olacaktır. Resulullah (SAV) ahir zamandan haber verirken genel hatları ile o zamanı bize tasvir etmiştir.

Allah Rasülü’nün zaman zaman çeşitli şekillerde bize tablolaştırdığı bu fesat döneminde, bir bakıma ilk başladığı hale dönecektir. Dindarlar da çektikleri sıkıntılardan dolayı, amellerindeki sevap bakımından onlara benzeyeceklerdir.
Fakat ilk gariplerle son gariplerin önemli bir farkı vardır. İlk Garipler müşrik bir toplumda mücadele etmişlerdir. Ahir zamanda gelen son garipler, fesad-ı ümmet zamanında, bozulmuş islam cemiyeti içinde cihat edeceklerdir. Son gariplerin işi, ilk gariplere göre daha kolaydır. Zahmetleri daha azdır. Bu sebeple sevapta, hayırda, külli fazilette ilk garipler olan sahabelere yetişmeleri mümkün değildir. İlerlemeden sonra gerilemekle, işe ilk başlamanın zorluğu bir değildir.

Kaynaklar:

1. el-Cami‘ li Ahkamil-Kuran IV, 172, Ayrıca bk. Sahihu’l-Müslim 232, 251. Hadisler, Sunenu İbn-i Mace II, 1319 (no: 3987, 3988).
2. el-Müfredat, s. 359, el-Mu’cemu’l-Vasit, s. 647; el-Kamûsu’l-Muhit I, 107-108.
3. Ayet-i kerimede “Görenle Görmeyen bir mi?” buyrulur. Ra’d 13/16.
4. el-Cami‘li Ahkamil-Kuran IV, 172; Ayrıca bk. Sahihu’l-Müslim 232, 251. Hadisler, Sunenu İbn-i Mace II, 1319 (no: 3987, 3988).
5. el-Mufredat s. 359; el-Kamûsu’l-Muhit I, 108. Ayrıca bk. Te’vilü Muhtelifi’l-Hadis s. 107-108; el-‘Acluni Ali b. Muhammed Keşfu’l-Hafa, I-II, Kahire ty. 887 (islamın garip başlaması ile ilgili hadis-i şerif için bk.)
6. Ramûzu’l-Ehadis s. 366; Sunenu İbn-i Mace II, 1331 (no: 4015), 1339 (no: 4036: boş adamlar nutuk atacaklar.) 1344 (no: 4047: İlim ve Kuran yani onu anlama azalacak.) 1335 (no: 4050-4052: ilim kalkacak cehalet yeryüzüne inecek, o hakim olacak. Burada ilimden maksat, gün geçtikce gelişen teknik, fen ilimleri, değil, dini ilimlerdir). Ayrıca bk. el-Buhari, Muğire b. Berdubeh, Sahihu’l-Buhari, I-VIII, İstanbul, ty. VIII, 89.
__________________


Kalp kırılmaz Nefs kırılır,Kalp Allah'ın Nazargâhıdır.




Ne Mühendis,ne Müderris,nede Hekim isterler "Yevme Layenfeu"da Kalb-i Selim" İsterler.



Forum Kurallarımız (Lütfen Okuyunuz )
intifa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-11-2010, 08:18 AM   #5
intifa
Yönetici
 
intifa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 2.370
Tesekkür: 181
207 Mesajina 265 Tesekkür Aldi
intifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond reputeintifa has a reputation beyond repute
Standart Peygamberimizin, “Ümmetim mübarek bir ümmettir, evveli mi yoksa sonu mu daha iyidir b

Peygamberimizin, “Ümmetim mübarek bir ümmettir, evveli mi yoksa sonu mu daha iyidir bilinmez.” sözü nasıl yorumlanmalı?

“Ümmetim mübarek bir ümmettir, evveli mi yoksa sonu mu daha iyidir bilinmez.” (1)

Burada ümmetin ilki ile sonu arasında bir benzerlik kuruluyor. Nasıl ilk zamanlar islamı yaşamak için büyük zorluklar, işkenceler çekilmiş, ilk sahabeler müşrik toplumda yadırganmış, tahkir edilmiş, kınanmış, Rasulullaha Mecnûn denilmiş, ona uyanlar çeşitli sıkıntılara işkencelere maruz kalmışlar. Toplumda garipsenmişler, akılsızlıkla suçlanmışlar, hatta vatanlarından sürülmüşler. Bütün bu meşakkatlerin, acıların, ıstırapların sevabı ve kazancı da bir o kadar çok olmuş. İşte ümmetin sonu yani ahir zamandaki müminlerin durumu da ilklerine benzeyecek ve onlara yakın olacak. Ümmet ifsad olacak, bozulacak, yabancı kültürler ve sapık fikirler her yerde kendini gösterecek. Böylece, İslam’a sarılanlar, sünnete ve Kuran’a hizmet edenler, toplumda garipsenecek, tahkir edilecek, herkes onları tenkit edecek, onlar topluma uyumsuzlukla suçlanacak, hatta toplumdan dışlanmaya çalışılacaklar. Çoğunluğun maddi manevi engelleyici baskısı altında, zor şartlarda işlenen salih amellerin de sevabı çok olacak, zorluk artınca sevap artacak.

İlk devirde Mekke ve Medine hayatında müslümanların maruz kaldığı sıkıntıların, eziyetlerin benzerleri, son zamanlardaki samimi müslümanlara da yapılacak. Sürgün, işkence, vs. gibi eziyetler görecekler. Sokağa çıkamayacaklar. Onlara yapılan bütün eziyetler, bütün işkenceler berekete, manevi kazanca vesile olacak. Rütbeleri yükselecek. Ahir zamanın garipleri de bunlar olacak. (2) Bu noktadan sahabelerle benzerlikleri olacak.

Çünkü Resulullah bir hadis-i şerifinde Ashabına hitaben:

“Siz öyle bir zamandasınız ki, içinizden kim emredildiklerinin onda birini bırakırsa helak olur, sonra öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda yaşayanlardan kim emrolunduğunun onda birini yaparsa kurtulacaktır” buyurur. (3)
Buna benzer bir hadiste şöyledir:

“Ümmetim, evveli mi sonu mu daha hayırlıdır kesin bilinmeyen yağmur gibidir” (4)
Resulullah’ın burada yağmur kelimesini seçmesi manidardır. O ümmetini, faydalı, menfaatli, yağmur yüklü bulutlardan bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmura benzetmektedir. Ümmetin evveli bu hayırlı yağmurun başı, ahiri de bu faydalı yağmurun sonudur.

Ayrıca, Resulullah (s.a.v) sahabelerle ahir zamanda gelecek fıskın, günahların, kebairin, şerlerin zuhurunda, dinin hükümlerini uygulayacak kimseleri hayır cihetinde sahabelere benzetmektedir.

Kaynaklar:
1. Kamûzu’l-Ehadis s. 83, 1151. hadis. (İbn-i Asakir, Amr b. Osmandan mürsel olarak); Kandehlevi Muhammed b. Yûsuf, Hayatu’s-Sahabe I-IV, Konya 1983, II, 599; Sübülü’s-Selam IV, 127; es-Savaiku’l-Muhrika s. 211.
2. Sunenu İbn-i Mace, II, 1306, (no: 3956), 1309 (no. 3988); 1320 (no: 4014: dindarlık elde kor tutmak kadar zorlaşacak. Ayrıca bela bakımından en şiddetli kimseler nebiler olacak bk. Aynı eser II. 1334 (no: 4023): Mükafatın büyüklüğü belanın büyüklüğü nisbetindedir. Bela katlandıkça ecir de katlanır. Aynı eser II, 1334 (no: 4031, 4032).
3. Ramûzu’l-Ehadis s. 136, 1753. hadis (Tabarani filkebir, İbn-i Adiy, Ebû Hureyre’den).
4. el-Cami‘li Ahkamil-Kuran, IV, 172; Bulutların çeşitleri ve sehab için bk. II, 222 (Burada bir yağmur meseli ile müminle kafirin durumu anlatılmaktadır. Bk. A’raf Suresi, 57-58); İbnü Mace, Muhammed b. Yezid, Sunenü İbn-i Mace I-II, İstanbul, ty. II, 1319, no: 3987; es-Savaiku’l-Muhrika s. 211, Sübülü’s-Selam IV, 127.
__________________


Kalp kırılmaz Nefs kırılır,Kalp Allah'ın Nazargâhıdır.




Ne Mühendis,ne Müderris,nede Hekim isterler "Yevme Layenfeu"da Kalb-i Selim" İsterler.



Forum Kurallarımız (Lütfen Okuyunuz )
intifa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ahir, cevaplar, cevapları, hadisleri, ile, islamiyet, soru, zaman

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:42 AM.


Powered by CNL .
Copyright ©İntifa.net
Protected by Intifa.net GHOST
| İslam Dini | Müslümanlık | Google | İslami Forum |
Ping your blog, website, or RSS feed for Free
Site Map
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301